KUANTUM

NASA Güneşe Dokunmak Projesini Uzaya Yolladı

  • 13.8.2018 14:18:29
  • 0 Yorum
  • 264

NASA'nın 1.5 milyar dolara mal olan bir otomobil büyüklüğündeki Parker Solar Probe uydusu, "Güneşe Dokunmak" olarak tanımlanan görev için uzaya fırlatıldı. NASA,  Parker Probe'un 7 yıl sürecek olan yolculuğu sırasında Güneş'in etrafında 24 tur atacağını açıkladı. NASA'dan yapılan açıklamada, uydunun yerel saatle gece 0:33'te  (TSİ 10:33) Florida'daki Cape Canaveral Uzay Üssü'nden hareket ettiği bildirildi.

Boeing firmasının ürettiği Delta 4 roketiyle fırlatılan otomobil büyüklüğündeki uzay aracının dün sabah saatlerinde planlanan fırlatılışı, teknik aksaklık nedeniyle bugüne ertelenmişti.Uzayda saatteki 690 bin kilometre hıza ulaşması beklenen uzay aracı, Güneş yüzeyine 6,16 milyon kilometre yaklaşarak solar atmosfer hakkında bilgi  toplayacak. Uzay aracı, keşif faaliyeti sırasında Güneş yörüngesinde bin 370 derecelik sıcaklığa maruz kalacak. Aracın üzerinde, Güneş'in radyoaktif etkisine dayanıklı, yaklaşık 12 santimetre kalınlığındaki karbon kompozit ısı kalkanı ısıyı yalıtarak aracı yaklaşık 30 derecede tutacak. Parker Güneş Kaşifi'nin, korona adı verilen milyonlarca  derece sıcaklıktaki plazmadan oluşan dış halesinde yürüteceği keşif faaliyetinde 7 yıl boyunca Güneş'in çevresini 24 kez dönmesi planlanıyor.

Keşif aracının, Güneş'i bugüne kadar insan yapımı herhangi bir objeden daha yakından inceleyeceği belirtiliyor. Aracın görevleri arasında güneş rüzgarının hızlanmasının,  yıldızdan devamlı dışarı madde akışının ve koronadaki çok yüksek sıcaklığın gizemini çözmeye çalışmak yer alıyor. Kaşifin, Güneş'in aktif parçacıklarının hızlanmasının  ardında yatan mekanizmanın anlaşılmasına yardım etmesi de bekleniyor. Güneş'in aktif parçacıkları, yıldızdan fırlayarak uzaklaştıklarında ışık hızının yarısından fazlasına erişiyor. Bilim adamları, aracın ısıyı kesen kalkanının görevi mümkün kılacağını ifade ediyor. 

Yeni Zooplankton Türleri Keşfedildi

  • 11.8.2018 10:42:00
  • 0 Yorum
  • 269

 ABD Çevre Koruma Ajansı, GreatCornell Üniversitesi'nde araştırmacı Joe Connolly, iki yeni türün keşfedildiğini doğrulayarak, "Gölün batı tarafında zooplanktonlardan çok görmek mümkün. Daha ılık ve bol yiyecek olması nedeniyle bu kısımda yaşadıklarını düşünüyoruz." dedi. Bilim insanları, keşfedilen yeni zooplankton türlerinin insanlara zararlı olup olmadığını henüz bilmediklerini belirtti. Lakes bölgesindeki Eria Gölü'nde iki yeni zooplankton türü keşfedildiğini açıkladı. 
 

Yumuşak dokuya sahip zooplanktonların üzerinde hassas ve detaylı bir araştırma yapılacağı kaydedildi. Mikroskopik organizmalardan denizanası gibi büyük türlere kadar değişen planktonun bir çeşidi olan zooplankton, okyanuslar ve tatlı su sistemleri dahil büyük su kütlelerinde yaşıyor. Zooplanktonların radyolaryalılar, foraminiferanslar, dinoflagellatlar, cnidarianslar, kabuklular, kordalar ve yumuşakçalar gibi başka türleri de bulunuyor.

Dünya Var Olmazdan Önceki Meteor, Dünya'da Bulundu

  • 8.8.2018 13:42:27
  • 0 Yorum
  • 160

İnsanoğlu artık oluşma sürecindeki başka güneş sistemlerini gözlemleyebilecek düzeye geldi. Bir zamanlar içinde bulunduğumuz sistem de genç bir kozmik toz bulutundan  ibaretti. Milyarlarca yıl içerisinde bu bulutlar yoğunlaştı, bazıları Dünya kadar sert ve sıcak kayalar haline dünüştüler. Yine şanslı olan Dünya oldu ve Güneş’e ideal uzaklıkta bir yörüngede yer aldı. Güneş sistemindeki gaz ve toz bulutunu oluşturan şey ise patlayan bir yıldızın parçalarıydı. Üzerinden 4.5 milyar yıl geçti. 

Bu ışıltılı ve yeşil göktaşı, bilim insanlarının güneş sisteminizin nasıl oluştuğunu anlamalarına yardımcı olabilir, hala cevap bekleyen sorulara yanıt bulabilir. Kuzeybatı Afrika’da bulunan bu kaya, 2016 yılında bir Afrikalı koleksiyoncu tarafından satın alındı. Sonrasında New Mxico Üniversitesi’nde gezegen jeoloğu olan Carl Agee’ye gönderildi. Agee, bu kayanın bir göktaşı olduğundan emin değildi. Bu nedenle doktora öğrencisi Poorna Sribivasan’a cismi incelemesi için görev verdi. Srinivasan, "İlk başta bu taşın bir meteor olduğunu düşünmedik. Dünyadan olduğunu düşündük. Daha yakından incelendikten sonra, bunun hiçbir şekilde Dünya'dan gelmemiş olacağını gördük” dedi. Söz konusu kaya, Dünya'daki volkanik kayalara benzemesine rağmen, kimyasal kompozisyonu gereği uzaydaki kayalarla aynı özelliği taşıyor. 


NWA 11119 adı verilen kaya,magma veya lavın soğuması ve katılaşmasıyla oluşan bir volkanik meteroid. Yaşı dolayısıyla şimdiye kadar keşfedilen en yaşlı meteor olma  ayrıcalığına sahip. Triviite adı verilen özel kristaller, kayanın yaklaşık %30’unu oluşturuyorlar. Ayrıca genel yapısı, Dünya’nın kabuğunu oluşturan kayalara ciddi şekilde benziyor.  Eğer diğer geç meteoroidlerle benzer yapılara sahip olduğu kanıtlanırsa, Dünya’daki kayaların aynı yıldızdan geldikleri konusu kesinlik kazanacak. Yani Dünya’nın ve güneş sistemimizin oluşumuna ilişkin görüşler kanıtlanacak.

Rusya Balistik Füze Denemesini Gerçekleştirdi!

  • 23.5.2018 14:04:54
  • 0 Yorum
  • 223

Geçtiğimiz günlerde merakla beklenen konular arasında olan füze denemeleri kapsamında Rusya ilk adımı attı.
Rusya lideri Putin’in emriyle donanmadaki stratejik denizaltıdan aynı anda 4 kıtalararası “Bulava” füzesi fırlatıldı.

Bu kapsamda ve bu alanda yapılmış olan ilk deneme olması ile de tüm dikkatleri de üzerine toplamayı da başarmış oldu.Tüm dünyada aynı anda 4 nitelikli füzenin aynı anda fırlatılmasının ilk denemesi olan ve bu kapsmada ise önemli bir yere sahip olan denemeler sonrasında ise Rusya cephesinden gelen açıklamada ise şu ifadelerle olayın önemi de özetlemiş oldu:


“Yuriy Dolgoruki stratejik denizaltımız Kuzey Kutup bölgesindeki Beyaz Deniz sularından tarihte ilk defa aynı anda 4 kıtalararası “Bulava” füzesini başarılı bir şekilde fırlatmıştır. Su altından yaklaşık 40 metre derinlikten birkaç saniye arayla ateşlenen füzeler Kamçakta Yarımadası “Kura” poligonundaki hedefleri vurmuştur” açıklaması ile bu baristik füzelerin ülka için oldukça önemli olduğu da ifade edilmiş oldu.

Sinem özdemir

Stephen Hawking'in Son Makalesi: Çoklu evren Teorisi!

  • 3.5.2018 16:47:44
  • 0 Yorum
  • 253

İngiliz fizik profesörü Stephen Hawking'in ölmeden önce herkesin aklında merak uyandıracak bir teoriyi ortaya attı.Bize vermek istediği mesajda ise yaşadığımız evren haricinde başka evrenlerinde var olacağı yönünde.Ortaya atılan makale doğrultusunda ise bilimsel araştırmacılara da bu konuda araştırmalara başlamaları için bir merak uyandırmayı da becerdi.Bu yüzden de onlara bazı konularda da bir araştırma ve farklı evrenleri de keşfeme yolu açmış olduğunu da ifadelerinde kullandı.
 


'Kozmik enflasyon ve kozmik çoklu evren' teorilerine yine evrenin nasıl meydana geldiğine bazı fikirler ve bunların da araştırmalara dahil edilmesini de isteyenler var.
 
Leuven Katolik Üniversitesi'nde görevli Belçikalı Fizikçi Thomas Hertog ile çalışan Hawking'in makalesi, İngiliz fizikçinin ölümünden 10 gün önce High-Energy Physics adlı bilim dergisine verildi.Bu teoriler daha önce bir çok bilim insanımız tarafından da ortaya atılmıştı.Evrenin bundan yaklaşık 14 yıl önce oluştuğu söyleniyordu.
Guardian'ın haber merkezinden edindiğimiz bilgiler doğrultusunda da  Hawking'le yeni teori üstünde çalışmak için Cambridge'e giden Hertog, "Aramızda asla bunun, onun son makalesi olabileceğini konuşmamıştık. Ama bunun yolculuğumuzun sonu olabileceği hissediyordum, hiç bir zaman ona söylemedim" diyerek sözlerine de hız kazandırdı.

Bu teori sonrasında ise ortaya atılan büyük patlamanında onlar için yine farklı bir bakış açısı getireceği ve bu konularda yapılmaya devam eden çalışmalarının da oldukça hız kazanacağı yönünde de bir çok fikir ve bir çok düşüncenin de söz konusu olduğu da söyleniyor.14 Mart'ta hayatını kaybetmiş olan İngiliz bilim insanı Hawking, daha önce de bazı sözlerinde de bu kuramlara karşı belli başlı fikirler ortaya atmış hatta bunların sinyallerini vermişti.

Sinem Özdemir

Nesli Tükenmekte Olan Semenderler İçme Suyunda!

  • 3.5.2018 16:43:51
  • 0 Yorum
  • 221

Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesine bağlı Başaran köyünün 3 ayrı mahallesinde bulunan su depoları nesli tükenme tehlikesi altında bulunan renkli semenderlerin istilasına uğradı.Yerli halktan bir çok kişiyi zor durumda bırakan bu hayvanlar su depolarının belli aralıklarda temizlenmesine neden oluyor.İçerisinde bu ve buna benzer çok sayıda hayvanın olması da insanların içme sularını etkiliyor.


Köylüler içme suyunu kullanabilmek için iki haftada bir depoları temizlemek zorunda kalıyor. Ayrıca su borularında ve bağlı oldukları şebekelerde bu hayvanların belirgin olarak yaşaması başka yerlerden su taşımalarına sebep oldu.Bu konuda maduriyeti dile getirmek isteyen bir vatandaşımızında açıklaması bu yönde:
 
"Burası Beytüşşebap Başaran köyü üç su depomuz var. Birinci depo suyu çok güzel ama geriye kalan iki depo ise kaynaktan geldiğinden dolayı suda kertenkele, kurbağa ve semenderler çıkıyor. Devamlı deponun içinden bunlar çıkıyor. Bu yüzden zehirlenme oluyor. Biz her iki haftada bir depomuzu temizliyoruz. Sürekli temizlenmesi zor oluyor. bu depoların girişine arıtma yapılmasını istiyoruz. Yıllardır bu suyu kullanıyoruz. Hem içme hem de sulama suyumuzdur. Bu semenderler hiçbir bölgede bulunmuyor sadece burada var. Bu bölgede hiç bitmiyorlar, devamlı ürüyorlar. Depoyu temizlerken bütün hayvan çeşitlerini gördük. Bu gün başka bir yöntem kullandık köylünün evlerine dağılan su borusunun tıkanmaması için elek takmak zorunda kaldık. Rahatsızlanan oluyor, temizlemezsek çocuklar hasta oluyor"diyerek hem maduriyetini belirtti hem de yetkililerden bu konuya bir an önce çözüm bulmaları amacıyla yardımcı çağrısında bulunmayı da geciktirmedi.

Bu durumda iki tehlike ortaya çıkıyor hem hayvanların nesli tükenebilir hem de köylüler susuzluk yaşayabilir bu ikisine bir çözüm bulunması açısından da isteğini belirtti.

Sinem özdemir

Apple'dan Yenilebilir Enerjide Devrim!

  • 12.4.2018 15:17:12
  • 0 Yorum
  • 211

Teknoloji devi Apple, dünya üzerindeki tüm operasyonlarında yenilenebilir enerji kullanımının yüzde 100'e ulaştığını açıkladı.

Dünya çapında bir şehirde şirketleri olan apple ve teknolojinin her alanında hizmet veren büyük devasa şirket yaptığı bir açıklama ile tüm enerj kaynaklarnın yenilebilir olduğunu da duyurmuş oldu.Böylelikle şirket dünyada enerji tüketim fazlalığınında önüne geçmiş oluyor.


 
Apple CEO’su Tim Cook bir konuşmasında bu şekilde ifadesini dile getirdi, "Dünyayı bulduğumuzdan daha iyi bir şekilde bırakmaya kararlıyız. Yıllarca süren yoğun çalışmalardan sonra, bu önemli dönüm noktasına ulaştığımız için gururluyuz. Ürünlerimizdeki malzemeler ile mümkün olan sınırlarını zorlamaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki gelecek buna bağlı” dedi. 


 
Baktığımız zaman yine teknoloji devi olarak tabir etmiş olduğumuz Google'da tüm enerjisini yenilenebilir yaptığını ve bu oranı %100'e çıkardığını belirtmişti.
 Ayrıca yaptıkları başka bir açıklamada ise u yönde yapmış oldukları çalışmalar için yüze yakın tesis kurmuş olduklarını da belirttiler.

Sinem Özdemir

'Samanyolu' 500 Metre Genişleyebiliyor!

  • 5.4.2018 18:06:07
  • 0 Yorum
  • 239

Gezegenimize de ev sahipliği yapan Güneş Sistemi'ni içinde bulunduran Samanyolu Galaksisi'nin genişlediği ve komşu galaksi Andromeda'ya doğru yayıldığı tespit edildi.
Bilim insanları 'Samanyolu Galaksisi'nin komşusu olan Andromeda'ya doğru genişlediğini tespit etti.  


  
Yaklaşık yüz bin ışık yılına denk gelmiş olan samanyolu çapı saniyeler içerisinde en az yüzmetre gibi bir oranla genişleme gösterebiliyor bu yönden bakıldığında yapılan araştırmalar sonucunda bu yıldız kümesinin de dünyada en değerli gezegensel unsurlara sahip olduğu belirtiliyor.


  Yine diğer bir kurama göre ik gezecen bundan milyarlarca yıl sonra bir araya gelecek ve bu samanyolu bulutu bir andan farklı bir boyut kazanarak bir genişleme kaydedecek bu açıdan bakıldığında aslında ne kadar değerli bir bulut olduğu da ortaya çıkabiliyor.
Ayrıca dünyaya ait olan bu gezegenimiz güneşle beraber birçeok yıldız kümesine de ev sahipliği yapabiliyor.Bunu düşününc bu gezegenin güzelliği de göz dolduruyor. 

Sinem Özdemir

TÜBİTAK'tan Kutup Araştırmalarına Destek

  • 3.4.2018 18:00:28
  • 0 Yorum
  • 205

Tübitak kutup araştırmalrına destek vereceklerini açıkladı.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Özlü, 'Antarktika ve Arktik ile ilgili bilimsel çalışmaların destekleneceği bir çağrı hazırladık. Desteklenecek projelerin toplam çağrı bütçesi bir yıl için 1 milyon avro karşılığı Türk lirası olacak.' dedi.


 "Ulusal Kutup Bilim Programı" kapsamında destek olacaklarını açıkladı ve bu konuda destek vereceklerini açıklayarak  "Antarktika ve Arktik ile İlgili Bilimsel Çalışmalarda İşbirliği Yapılmasına Dair Protokol"e ilişkin açıklamalarda bulundu.
  Bu kapsamda sürdürülen faaliyetler neticesinde 1. Ulusal Antarktik Bilim Seferi'nin 9 bilim insanının katılımıyla 26 Şubat-4 Nisan 2017'de gerçekleştirildiğini hatırlatan Özlü, 2. Ulusal Antarktik Bilim Seferi'nin de farklı bilim dallarını içerecek geniş katılımla 15 Şubat'ta başladığını söyledi.Bu araştırmalara aylar öncesinden başladıklarını belirterek  her yönden destek vereceklerini de belirtmiş oldu. 


 

Özlü, Bakanlık ile TÜBİTAK arasında "Antarktika ve Arktik ile İlgili Bilimsel Çalışmalarda İşbirliği Yapılmasına Dair Protokol" imzalandığına işaret ederek, protokolle belirlenmiş öncelikli araştırma temalarına ilgi duyan, bu alanda çalışan araşatırmacılara destek sağlanması planlanıyor.
 
B yönetmelik kapsamında nasıl bir yol izleyeceklerini de belirtmiş oldu ve programın büyük çaplı olabilecğini de vurguladı.Başvuru yapmak isteyenler için son tarih 31 mayıs olarak belirendi bu tarihe kadar araştırma kapsamında bir çok yerden katılımın beklendiği de vurgulandı.Araştırmacı bilim adamları bu açıklama sonrasında 'http://ardeb-pbs.tubitak.gov.tr' adresinden başvuru yapılabilecek.Oradan en uygun adaylar seçilmiş olacak.

DigiWorks Team
Sinem Özdemir 

Babur'ün Pakistan'da Testi Gerçekleşti!

  • 30.3.2018 22:32:26
  • 0 Yorum
  • 209

Adına babur dedikleri ve yoğun bir çalışma sonrası üretilen füzeyi sonunda test ettiler.Füze deniz yolundan seyir halinde denenerek testi geçmeyi başardı.
Gelen açıklama doğrultusunda ifade edecek olursak ,

Füze yaklaşık 450-500 arası bir menzil yaptı ve şunları ifade etmekle devam edildi "su altında hareketli bir platformdan fırlatıldığı, yüksek hassasiyetle belirlenen hedefini vurduğu ve beklenen tüm parametreleri karşıladığı" bilgisi yer aldı.

Yine ülkenin belirli sistemlerinin henüz bu füzenin kullanımına açık olmadığını da belirtmiş olarak bu açıklamayı devam ettirdiler.Yani ülkede henüz donanımsal destek yok.
Pakistan, 2017 Ocak ayında da Babur-3 SLCM ile benzer bir testin gerçekleştirildiğini duyurmuştu.

Sinem Özdemir

Çin Tiangong-1 Roketi Önümüzdeki Hafta Dünyaya geliyor!

  • 26.3.2018 17:55:39
  • 0 Yorum
  • 213

Bilim insanları, 2011 yılında Çin'in uzaya gönderdiği fakat iletişim kuramadığı Tiangong-1 roketinin, Türkiye'nin de arasında bulunduğu birçok ülke üzerinden Dünya'ya giriş yapacağını bildirdi.
Daha önceki yıllrad da olduğu gibi birçok ülke üzeinden geçerek giriş yapabilecek.


Yine aldığımız bir haber doğrultusunda  Tiangong-1 saatte 7 bin 800 kilometre hızıyla dönüş yapabileceğini de açıklar durumda.

Tabi yine belli olmayan bir durum ise bu kadar ağır bir roketin tam olarak nereye düşüceği ve parçalarının nerelere dağılabilceği de bilinmiyor.


Gezegensel mekanik mühendisi Jesse Gossner, “Nasıl gölde taş sektirdiğinizde taş birkaç kere sıçradıktan sonra suyun dibini boylarsa Tiangong-1 de öyle suya gömülecek.” dedi.
Yine uzmanlarından gelen farklı bir açıklama da ise roketin yavaş yavaş alçalarak parçalara ayrılacağı da söyleniyor.Yani düşerken kendiliğinden paraçalanmaya başlayacak.

Sinem Özdemir

 

Kuantum Bilgisayar

  • 28.11.2017 13:31:22
  • 0 Yorum
  • 243

Acıktınız ve yemek hazırlamak için mutfağa girdiniz. Kafanızda yemek hazırlamak için bir algoritma var. ilkin ısıtıcı ile su ısıtacaksınız, soğan doğrayacaksınız, ardından havuç ve patates doğrayıp, yemeğin öteki malzemelerini dolaptan çıkarıp yıkayacaksınız. Sonrasında her birini tencerede kaynatıp tuz ekleyeceksiniz… Burada söz edilen her şeyi sırasıyla yapacaksınız. Bu şekilde hazırlayacağınız bir yemeği bir saatte yaptığınızı varsayalım.

Diğer taraftan, mutfağa girer girmez 8 adet kopyanızın meydana geldiğini hayal edin. Her bir kolonunuz, aynı anda yemeği yapmak için gerekli algoritmanın bir kısmını gerçekleştirsin. Kısaca kendinizi eş zamanlı şekilde, hem soğanı doğrayıp hem de malzemeleri yıkayan ve öteki tüm işlemleri aynı anda yerine getiren bir yapı şeklinde düşünün. Bu durumda yemeği hazırlamanız yalnızca üç dakika sürecektir.

İlk verdiğimiz örnekteki tek başına ve sıralı bir düzende yemek yapan kişinin çalışma şekli klasik bilgisayarı, ikinci örnekte ise aynı anda birçok işi yerine getiren kişi kuantum bilgisayarların çalışma şeklini temsil etmektedir. Peki kuantum bilgisayarlar bu işi nasıl yaparlar?

Klasik bilgisayarlar “bit” adı verilen veri (data) birimleri kullanırlar. İşlemcideki moleküler boyuttaki yüzbinlerce transistör, devreden akım geçmesi ya da geçmemesi durumuna göre 0 ya da 1 sayılarından meydana gelen bit değerleri meydana getirir. Bu bitler anakart, ekran kartı ya da ses kartın gibi farklı donanım birimlerinde işlenerek bizlere yazı, görüntü, fotoğraf, video ya da ses çıktısı olarak iletilir. Her ne kadar bilgisayarınızda aynı anda hem müzik dinleyip hem internette gezinip hem de Word’ de metin yazıyor olsanız da bilgisayarınız, tüm bu işleri aynı anda değil, bir sıraya sokarak gerçekleştirir. Bunu oldukça süratli yapmış olduğu için de bizler bunu, aynı anda yapılıyormuş gibi algılarız. Aslına bakarsak bilgisayarda elde ettiğiniz her çıktı sırayla işlenmiş 0 ya da 1' lerden başka bir şey değildir.

Kuantum bilgisayarlarda durum çok farklıdır. Klasik bilgisayarlardaki bit dediğimiz birimlerin yerine kuantum bilgisayarlarda “qubit” denilen veri birimleri vardır. Bu kubitler sıradan bitlerin yapamadığı birşey, yaparlar: “kuabitler, bitler gibi 0 ve 1 değerleri alabildikleri gibi 0 ve 1 aynı anda da barındırabilir. Kısaca bir qubit aynı anda hem 0, hem de 1 değerlerine sahip olabilir. Kavraması biraz zor olsa da bu durum, kuantum fiziği sayesinde öğrendiğimiz atomaltı parçacıkların karakteristik bir özelliğinin sonucudur. Zira, yine kuantum fiziği sayesinde biliyoruz ki elektron gibi atomaltı parçacıklar gözlenmedikleri zamanlarda birer olasılık dalgası biçiminde davranış göstererek birden fazla farklı fiziksel durumda olabilirler. Buna süperpozisyon denir. Yani bir elektronun, gözlemlenemediği sırada fiziksel durumu hakkında kati bir yargıda bulunulamaz fakat elektron, %15 olasılıkla burada, %33 olasılıkla şurada ya da %7 olasılıkla hızı şu, %45 olasılıkla hızı bu şeklide gibi çıkarımlarda bulunulabilinir. Kuantum bilgisayarların gücünün sırrı burada gizlidir. Çünkü elektron gibi atomaltı parçacıkların bu özelliği sayesinde birçok ihtimal ve senaryo aynı anda kuantum işlemcisi tarafınca işlenebilir ve bu da klasik bilgisayarlarla karşılaştırma dahi yapılamayacak bir işlem gücü anlamına gelir.

Klasik bilgisayarlar 1 byte – yani 8 bitlik veri ile 2 üssü 8 = 256 tane farklı kombinasyon üretebilir ve bu kombinasyonlardan anlamlı veriler çıkarabilmek veya bir veri yığınından anlamlı bir şeyler elde etmek için 256 farklı kombinasyondan oluşan bu yığını tek tek sıradan geçirmek zorundadır. Kuantum bilgisayarlar ise bu veri yığınına 256 farklı koldan aynı anda saldırabilir. Zira 256 farklı bit verisini aynı anda oluşturma kabiliyetine sahiptir.

Kuantum bilgisayarların bu özelliği sayesinde, karmaşık uçak seferleri çok kolay bir şekilde yönetilebilir. Ulaşım ve taşıma sektöründeki kompleks güzergah kombinasyonlarından en verimli olan seçenekler sadece birkaç saniye içinde hesaplanabilir. Şifreler oldukça kolay bir şekilde kırılabilir ya da kırılması oldukça güç şifreleme şekilleri geliştirilebilir. Sıkıştırma özellikleri geliştirilerek veri saklama konusunda ileri teknolojiler yaratılabilir. Düşünebilen, algoritma geliştiren ve karar verebilen yapay zekalar üretilebilir.

Kuantum bilgisayarlar ile yapabileceklerimizin sınırı tamamen bizlerin hayal gücüne bağlıdır. Böylesine mükemmel bir teknoloji karşısında heyecanlanmak ve ulaştığımız seviye ile gurur duymanın yanı sıra belki de birazcık korkmalıyız, nitekim böylesine bir yapay zekanın neler yapabileceğini kestirmek biraz güç olabilir. Tek emin olduğumuz şey ise gelecekte teknoloji hayal ettiğimizden de hızlı gelişecek ve hem tatlı hem de acı sürprizler bizleri bekleyecek.

korkubilimi

Zamanda Yolculuk ve Büyükbaba Paradoksu

  • 28.11.2017 13:29:44
  • 0 Yorum
  • 264

Paradoks kelime anlamı olarak çelişki yaratan, kısır döngü oluşturan demektir. Kelime anlamı bana pek bir şey ifade etmedi, şimdi bir paradoks yaratarak konuyu daha iyi özetlemeye çalışacağım;

-Aşağıdaki cümle yanlıştır.

-Yukarıdaki cümle doğrudur.

Gördüğünüz gibi bu iki önerme tamamen birbirlerinin zıttı, bu iki önerme birbirlerini çelişkiye düşürdüğü için paradoks olarak kabul ediliyor. Paradoks konusu tabi ki zaman yolculuğunu da es geçmemiş, insanlığın en büyük ideallerinden biri olan zaman yolculuğu “Büyükbaba” paradoksu ile sekteye uğramış oluyor tabi ki sadece geçmişe dönmeyi, geleceğe dönüş hala bizimle!
Zaman yolculuğu

Zamanda yolculuk edebilmemiz için ışık hızına yaklaşmamız gerekir, ne kadar ışık hızına yaklaşırsak zamanı o kadar kendi adımıza yavaşlatmış oluruz, yani ışık hızının yarısı kadar hızda uzayda hareket eden bir uzay gemisi oluşturduğumuzu varsayalım. Bu uzay gemisinde geçirdiğimiz 1 yıllık süreç Dünya’da yaklaşık 10’larca 100’lerce yıla tekabül eder. İnsanoğlu şuanda zamanda yolculuk edebilmekte, tabi ki bunu çok ileriye götürmüş değil. Öyle ki şuan Dünya’mızdan 408 km yüksekte ki Uluslararası Uzay İstasyonu Dünya ile birlikte yaklaşık 27.600 km/sa hızında hareket etmektedir. Işık hızına milyarda bir de olsa yaklaşan bu istasyonun astronotları, zamanda yolculuk etmektedirler. Bu oran saniyenin elli binde birine denk gelmektedir, bir bakıma istasyonun astronotları geleceğe yolculuk yapmış oluyorlar. Einstein’ın da dediği gibi ışık hızına ne kadar yaklaşırsak zaman bizim adımıza o kadar yavaş geçer, CERN (Conseil Européen pour la Recherche Nucléaire )’in de bu konuda araştırmalar yaptığı gelen bilgiler arasında.

Zamanda Geçmişe Gitmek Mümkün Mü ?

Işık hızı ile geleceğe giden insanoğlunun şu anda geçmişe yolculuk ile ilgili bir bilgi birikimi yok en azından bize söylenenler böyle! Büyükbaba paradoksu ile de bu teori anlam kazanıyor. Büyükbaba paradoksunu şöyle açıklayabiliriz; Varsayalım ki bir zaman makinesi bulduk geçmişe dönüp büyükbabamızın babaanemizle tanışmadan ölümüne sebebiyet verdik ve bunun sonucunda kendi doğumumuzu imkansızlaştırdık, böylelikle aslında hiç zaman makinesi icat etmeyip, geçmişe hiç gitmedik.. Paradoks aslında gayet mantıklı geliyor, eğer kendi oluşumumuzun önüne geçseydik yaşanılanlar hiç yaşanmamış olurdu. Fakat insanlığın gizemini hala çözemediği bir kara delik gerçeği var. Bu kara deliğin henüz ne yapabileceği merak konusu. Teorilere göre bu kara delik bizlere zaman ve uzayda yolculuğu sağlayabilecek bilgi birikimini verebilir, bir hiçlikte olabilir ama ihtimal %1’de olsa her zaman umut vardır, bilimde imkansız yoktur her şey mümkündür insanoğlu geçmişe gidebilir!
Sicim teorisi temsili görseli.

Sicim kuramına ve Kuantum fiziğine göre geçmişe gidebiliriz, büyükbabamızı öldürüp babaanemizle tanışmasını engelleyebiliriz fakat bu bizi etkilemez biz yine kendi zamanımıza döndüğümüzde kaldığımız yerden devam ederiz, zaman çizgimiz sabit kalır. Geri döndüğümüzde büyükbabamız ölmemiştir, anne ve babamız tanışıp evlenmiştir, bizde dünyaya gelmişizdir. Sicim kuramına göre evren sayısız kombinasyonlar ile oluşmuştur bizim geçmişte yaptığımız her şey sadece sonsuz bir evrene bir boyut daha kazandırdı! Bu kurama göre yaptığımız her seçim yeni bir paralel boyut oluşturur hatta öyle ki bu yazıyı okumaya karar verdiğinizde bile farkında olmadan bu yazıyı okumadığınız bir paralel evren oluşturdunuz.