SİNEMA

Bu Hafta Vizyona Giren 9 Film

  • 13.8.2018 14:17:21
  • 0 Yorum
  • 327

Ülkemizin sinema alanında yaptığı ciddi yatırımlar devam ediyor bilindiği üzere. Bu haftada birbirinden keyifli 9 film de izleyenlerle bululuyor. Gelin kısaca göz atalım:

THE SPY WHO DUMPED ME

30 yaşına yeni basmış Audrey (Mila Kunis) için hayat pek iç açıcı şekilde geçmemektedir. İşinden hiç memnun değildir, erkek arkadaşı tarafından bir telefon mesajıyla  terkedilmiştir. Bunun hemen ertesinde ise hiç tahmin etmediği bir gerçeği öğrenir: Eski erkek arkadaşı Drew (Justin Theroux) bir CIA ajanıdır ve başı ciddi şekilde derttedir. Onun yüzünden Audrey ve en yakın arkadaşı Morgan’ın (Kate McKinnon) da başı derde girer ve iki arkadaş, Avrupa’nın farklı ülkelerinde tehlikeli ve heyecanlı birçok maceraya atılmak zorunda kalırlar. Filmin başrollerini Kate McKinnon ve Mila Kunis paylaşıyor.

RAİD DİNGUE

Filmin yönetmenliğini üstlenen Dany Boon aynı zamanda filmin sinir bozucu eğitim şefi rolünü de üstleniyor. Çılgın Baskın, özel bir time girmeye çalışan polis memuru  Johanna’nın hikayesini konu ediyor. Polis memuru olan Johanna’nın en büyük hayali, tehlikeli operasyonlarda görev alan özel bir time girebilmektir. R.A.I.D. isimli bu özel tim en yetenekli polis teşkilatı üyelerinden oluşmaktadır ve her gün hayat kurtarmaktadır. Genç kadın hayalini gerçekleştirmek için sloganı “Çağrıma Daima Cevap Ver” olan timin elemelerine başvurur. Fakat bu durum eğitim biriminin şefi tarafından hoş karşılanmaz, zira şef kadınların ekipte yeri olmadığını düşünmektedir. Ancak Johanna’nın babasının bakanlıktan olması sebebiyle kadının ekibe katılmasını engelleyemez. Sakar ve çocuksu Johanna, ekibe girmeyi başarsa bile, bir de sürekli kendisini ekipten göndermek isteyen eğitim şefine kendini kanıtlamak zorunda kalacaktır.

THE MEG

Neslinin tükendiği sanılan devasa bir yaratık Pasifik Okyanusu’nun en derin noktalarından birinde, uluslararası araştırma programında görev alan derin sular denizaltı  mürettebatının karşısına çıkarak onlara saldırır. Tarih öncesinden gelen Megaladon adlı 22 metrelik köpek balığı karşısında zaman daralırken deniz kurtartma uzmanı dalgıç Jonas Taylor, mürettebatı kurtarmak için Çinli deniz bilimci Dr. Minway Zhang tarafından işe alınır. Yıllar öncesinde bu ürkütücü yaratıkla karşı karşıya gelen Taylor, şimdi gelmiş geçmiş en büyük yırtıcıyla tekrar yüz yüze gelmek ve korkularının önüne geçip hayatını riske atarak herkesi kurtarmak zorundadır.

MYSTERY TRAİN

Birbiriyle hiç karşılaşmayan kahramanların yer aldığı filmin kadrosunda Masatoshi Nagase, Yûki Kudô, Nicoletta Braschi, Screamin’ Jay Hawkins, Elizabeth Bracco gibi  isimler yer alıyor. Gizem Treni, Memhis’te geçen üç ayrı hikayeyi konu ediyor. Aynı otelde mesken tutan ancak birbiriyle hiçbir şekilde karşılaşmayan üç insan, ayrı ayrı karşımıza geliyorlar. Filmde Carl Perkins hayranı bir adam olan Jun ile Kral Elvis Presley hayranı Mitsuko’nun; kocasının cenazesini Roma’ya götürmeye çalışan bir dul ile aynı otelde odasında kalan kaçak bir kadının ve eşi tarafından terk edilen bir adam ve onun kayınbiraderinin hikayesi anlatılıyor.

SERA: GEÇMİŞİN GİZEMİ

Bir hastanede doktorluk yapan Oğuz, kendi yaşadığı sorunların çok benzerlerini hastanede psikiyatri servisinde yatmakta olan genç Sera’nın da yaşadığını fark etmiştir. Kendi dertlerine ışık tutabilmek için Sera’yla konuşan Oğuz çabuk olmak zorundadır, nitekim ertesi gün Sera’ya elektroşok tedavisi yapılacaktır ve Sera’nın geçmişindeki korku dolu olaylar onu da içine çekmeye başlayacaktır. Adem Uğur’un yönetmenliğini üstlendiği filmin oyuncu kardosunda Deniz Sarıbaş, Atılgan Gümüş, Cem Özer, Fırat Çöloğlu ve Nehir Büyükakçay yer alıyor.

STATUS UPDATE

Liseli Kyle Moore (Ross Lynch) anne ve babasının ayrılmasının ardından zor günler yaşayan, annesiyle birlikte taşındığı şehirdeki okula uyum sağlamakta zorlanan bir  gençtir. Günün birinde cep telefonuna yüklediği uygulama her şeyi değiştirir. Bu uygulama sayesinde sosyal medyada yaptığı her güncelleme, mucizevi bir şekilde gerçeğe  dönüşmeye başlamıştır. Okuduğu okulun güzelleri Dani (Olivia Holt) ve Charlotte’ın (Courtney Eaton) radarına giren, istediği her şeyi yapabilme özgürlüğüne kavuşan Kyle, bir süre sonra bu gücün bazı bedelleri olduğunu da öğrenecektir.

DOVLATOV

1970’ler Sovyet Rusyası’nda, yazdıklarını yayınlatmak için var gücüyle uğraşıp defalarca kez reddedilen Sergey Dovlatov’un (Milan Maric) ömründen birkaç güne odaklanıyoruz. İleride Nobel kazanacak arkadaşı Iosif Brodskiy’nin (Artur Beschastny) yurt dışına göç etmesinin arifesinde, Dovlatov ve arkadaşları, kendilerini yok sayan devlet ve onun kontrolündeki edebiyat dünyasına karşı ayakta kalmaya çalışırlarken, Dovlatov bir yandan da eşi ve kızıyla normal bir aile ilişkisi oturtmaya uğraşmaktadır. Filmin yönetmen koltuğunda 2015’te Under Electric Clouds ile Gümüş Ayı ödülünü kazanan Rus yönetmen Alexey German oturuyor.

HOUSEWİFE

Housewife, babası ve kardeşinin annesi tarafından öldürülmesinin ardından gerçeklikle bağı kopmaya başlayan Holly’nin hikayesini anlatıyor. Karlı bir akşamda, küçük 
Holly’nin kardeşi ve babası, cinnet geçiren annesi tarafından hunharca öldürülür. Yaşadığı bu korkunç olay Holly’nin yaşamını alt üst eder. Yaşananların üzerinden 20 
yıl geçmesine rağmen Holly kabus görmeye devam eder. Eski bir arkadaşıyla beklenmedik bir karşılaşma ise her şeyi daha da karıştırır. Arkadaşı Holly’yi ünlü bir medyumun 
lideri olduğu değişik, tarikat tarzında bir grup ile tanıştırır. Medyum Holly’ye özel bir ilgi gösterir ve onun yüzünden tüm kabusları gerçek olur.

DEAD NİGHT

James (AJ Bowen) ve eşi Casey Pollack (Brea Grant), çocuklarıyla birlikte haftasonu için Oregon’un ıssız bir bölgesindeki bir kulübeyi kiralamıştır. Gece kar yağmaya  başlayınca James odun bulmak için dışarı çıkar, dışarı çıktığında donmak üzere olan bir kadınla karşılaşır. Leslie Bison (Barbara Crampton) adlı bu kadını kulübelerine  getirmeleriyle birlikte tüm hayatlarını değiştirecek cek korku dolu olayların fitilini ateşlediklerini anladıklarında durdurmak için çok geç kaldıklarını fark edeceklerdir. Anne Casey, ailesini korumak için her türlü tehlikeyi göze alacaktır. Yönetmen koltuğunda Brad Baruh’un oturduğu filmin senaryosunu Irving Walker kaleme alıyor.

Yeni Charlie'nin Melekleri' Göz Kamaştırıyor!

  • 28.7.2018 11:50:42
  • 0 Yorum
  • 226

Sony'nin yardımıyla yeniden çekilmesi için harekete geçilmesiyle gündeme gelen "Charlie's Angels"ın meleklerinin kimler olacağı belli oldu. Başrollerde, Kristen Stewart, Ella Balinska ve aynı yıl içerisinde Disney prensesi Jasmine'e de hayat verecek olan Naomi Scott yer alacak. Charlie's Angels, 2000'deki film ve 1976'daki dizi versiyonlarında, erkek senaristler ve yönetmenler tarafından yazılıp yönetilmişti.

Bu kez, Elizabeth Banks'in başını çekeceği bir senarist ekibi eşliğinde filmin yönetmenliğini de Banks üstleniyor. Banks'in senarist, yapımcı ve yönetmenlik dışında filmde rol alacağı da söylentiler arasında yer alıyor. Banks, film ile Charlie's  Angels'ın gizemli sesi Charles Townsend'ın mirasını onurlandırmak istediğini ifade ediyor.Charlie's Angels'ın Amerika'da 27 Eylül 2019'da vizyona girmesi bekleniyor.

 

Pasifik Savaşı: İsyan Film Konusu

  • 27.3.2018 20:50:31
  • 0 Yorum
  • 321

Pasifik Savaşı: İsyan Film Konusu

İlk filmdeki olayların 10 yıl sonrasında Pasifik Okyanusunda yeniden huzursuzluk belirtileri göstermiş olan, Kaiju'lar kendilerini göstermeye başlamaktadır. Kahraman 'Jaeger' pilotu Stacker'ın oğlu Jake (John Boyega), eğitimini yarım bırakıp suç dünyasına dalmıştır. Dünya yeniden büyük bir tehditle karşılaşınca yıllardır görmediği kız kardeşi Mako Mori (Rinko Kikuchi) ona kendini kanıtlaması için bir şans daha verir. Jake'in yanında Lambert (Scott Eastwood) ve Amara (Cailee Spaeny) da Kaiju'lara karşı ekibi tamamlayacaktır

 

 

Sinem Özdemir

12 Savaşcı (12 Strong)

  • 27.3.2018 20:40:39
  • 0 Yorum
  • 290

11 Eylül saldırılarının hemen sonrasında 'Yeşil Bereliler' olarak da bilinen Amerikan Özel Kuvvetleri'nin 12 kişiden oluşmuş ekip, Afganistan'a gönderilir. Burada Kuzey İttifakı ile onun lideri Raşid Dostum'la (Navid Negahban) işbirliği yapan ekip, Afganistan'ın dağlık coğrafyasında Taliban güçleriyle bir gerilla savaşına girecektir.

Yönetmen: Nicolai Fuglsig

Senaryo: Ted Tally,  Peter Craig

Yapımcı: Jerry Bruckheimer,  Molly Smith

 

Pasifik Savaşı: İsyan

  • 19.3.2018 20:27:14
  • 0 Yorum
  • 385

Pasifik Savaşı: İsyan Film Konusu

İlk filmdeki olayların 10 yıl ardından Pasifik Okyanusu yeniden huzursuzluk belirtileri göstermiş, Kaiju'lar kendilerini göstermeye başlamıştır. Kahraman 'Jaeger' pilotu Stacker'ın oğlu Jake (John Boyega), eğitimini yarım bırakıp suç dünyasına dalmıştır. Dünya yeniden büyük bir tehditle karşılaşınca yıllardır görmediği kız kardeşi Mako Mori (Rinko Kikuchi) ona kendini kanıtlaması için bir şans daha verir. Jake'in yanında Lambert (Scott Eastwood) ve Amara (Cailee Spaeny) da Kaiju'lara karşı ekibi tamamlayacaktır.

 

 

 

 

Yönetmen: Stteven S.DeKnightSenaryo: Guillermo del Toro Steven S. DeKnight Emily Carmichael T.S. NowlinYapımcı: Guillermo del Toro Jon JashniDiğer Adı: Pasifik Savaşı 2, Pacific Rim: Maelstrom, Pacific Rim 2

 

 

‘Ailecek Şaşkınız’ Rekorla Gişede Bir Numara

  • 6.3.2018 21:06:26
  • 0 Yorum
  • 293

‘Ailecek Şaşkınız’ rekorla gişede bir numara

 

Türkiye’deki sinema salonlarında 02 - 04 Mart haftasonu ve toplam gişe rakamları bugun açıklandı.

Bizi güldüren ünlü komedyenler Ahmet Kural ve Murat Cemcir'in yeniden bir araya geldiği Ailecek Şaşkınız, açılış haftasında 680 bin 945 kişi tarafından izlendi. Film, Türkiye’de tüm zamanların en iyi Mart ayı açılışı rekorunun da yeni sahibi oldu.

Üçüncü haftasındaki Hadi Be Oğlum, 92 bin 342 seyircisiyle ikinci sıraya geriledi. Bu filmin toplam izleyici sayısı 771 bin 985’e ulaştı.

Marvel Sinematik Evreni filmi Black Panther, üçüncü haftasında 67 bin 794 kişi tarafından daha izlendi. Bu filmin toplam izleyici rakamı da 587 bin 745 olarak belirlendi.

ikinci haftasındaki Görevimiz Tatil, 58 bin 967 kişilik haftalık seyircisi ve 250 bin 803 kişilik toplam izleyici sayısıyla dördüncü sıraya yerleşti.

57 bin 808 kişi tarafından izlenen Jennifer Lawrence’lı Kızıl Serçe filmi ise açılış haftasında beşinci sırada bulunarak son sırayı takip ediyor

Alem-i Cin Vizyona girdi

  • 23.2.2018 11:28:23
  • 0 Yorum
  • 367

Bugün vizyona girecek Alem-i Cin Filmini kısaca tanıtalım

Genç bir kadın olan Yeliz, 25. doğum gününden sonra birtakım kabus görmeye başlar. Başlarda durumu pek önemsemeyip hayatına devam ettikçe kabuslar artar ve korkuya kapılır. Durumu daha da ciddileşmeye başladığında gördüğü kabuslarla ilgili araştırmaya yapmaya başlayan Yeliz, ailesiyle ilgili ailesinin anlatmadığı gizli kalmış korkutucu gerçekleri öğrenir. Ne yapacağını bilemeyen ve gittikçe daha büyük kabusların içine çekilen Yeliz, eski bir aile dostundan yardım ister. Fakat büyük bir sorun vardır; Yeliz’in düşmanı bu dünyadan değildir. Yeliz’in bu kabuslardan kurtulması için insanın aklını zorlayan cinler ailemi ile tanışması gerekecektir.

Kızım ve Ben Filminin Posteri Yayında

  • 22.2.2018 14:14:49
  • 0 Yorum
  • 279

Polisiye-Dram filmi 'Kızım ve Ben' filminden ilk afişler geldi bile.
Merakla beklenen polisiye-dram filmi Kızım ve Ben'den poster çıktı. Issız Adam Cemal Hünal bu kez de karısı evi terkeden yalnız bir baba oluyor.

Başrollerini yerli sinemanın sevilen dram oyuncularından Cemal Hünal ile birlikte ekranların yeni yüzü İrem Helvacıoğlu ve sevimli çocuk yıldız Zülal Memişoğlu'nun üstlendiği 'Kızım ve Ben', gerçek bir yaşam hikâyesinden sinemaya uyarlanıyor.

Doruk karakteri zengin bir ailenin tek çocuğu. Tek hayli polis olamk olan doruk bu hayalini eninde sonunda gerçekleştirir ve polis akademisinden derece ile mezun olur.Katıldığı bir operasyonda Serap isminde bir kızla tanışıp evlenir ve bir kız çocuk sahibi olurlar. Ancak küçük Zeynep'in doğuşunun ardından Serap evi terk eder. Kahraman bir özel harekât polisi olan Doruk hem işini hem kızının bakımını üstlenir. Nihayet kızıyla sarsılmaz bir bağ kurduklarında ise Serap yeniden dönecek ve küçük zeynep için bir alışma süreci başlayacaktır.

 

Aile bağlarının sarsılışını konu edinen 'Kızım ve Ben'in yönetmenliğini ve senaryosunu Murat Gürvardar üstleniyor. Filmin görüntü yönetmenliğini Muharrem Dokur yaparken, filmin yapımcılığını ise Burak Memişoğlu üstleniyor. İskender Bağcılar, Gizem Hatipoğlu, Emre Özcan, Cem Cücenoğlu, Cengiz Kurtoğlu ve Ömür Arpacı gibi isimleri de kadrosunda bulunduran 'Kızım ve Ben', Türk Polis Haftası'nda, 6 Nisan 2018'de vizyona girmesi planlanıyor!

Kapan"ın Devam Halkası Kapıda!

  • 21.2.2018 16:19:02
  • 0 Yorum
  • 263

Önceki senelerin hit olmuş filmlerinden Kapan bu yıl devamını çekiyor.


250 milyon gişeyle adından söz ettiren Kapan'ın devamı büyük yankı uyandıracak. Key & Peele dizisiyle ünlenen, ardından "Keanu" filminin başrolü ve senaristliğiyle adından söz ettiren komedyen Jordan Peele'nin ilk yönetmenlik denemesi olan "Kapan", toplamda 42 hafta boyunca vizyonda kalması ve 4 dalda Oscar adaylığı kazanması ile sinemayı gişelerde ve festivallerde büyük bir heyecanla bekleyen seyirciyi çok mutlu etti. Jordan Peele'den gelen yeni açıklamaya göre, devam halkasını bekleyenler için umutlandırıcı güezl haberlerde var.

Başrolüne Skins'in Posh Kenneth'ı Daniel Kaluuya'yı yerleştiren, kadrosunda Allison Williams, Catherine Keener ve Bradley Whitford'un da yer aldığı "Kapan"ın devam halkası bu yıl içinde seyircilerle buluşacak. The Hollywood Reporter'a konuşan yönetmen "Şu anda filmin senaryosunu yazıyorum ve bu yıl içinde Universal yapımcılığında çekeceğim. Bu türn benim en gözdelerim arasında yer aldığını biliyorum. Bu nedenle elbette 'Kapan'ın tonuna yakın olacak ancak aynı zamanda tamamen farklı bir film yapmak istiyorum. Bir sonrakinde ırktan farklı bir konuyu eşelemek istiyorum" dedi. 

Filmi bir hayli üstlere taşıyacağını düşünen ve hikayeyi sonsuzluğa taşıyacak etkiler bırakacağını söyleyen yönetmen  , sırf devam halkası çekmek için devam halkası çekmeyeceğini, açık kalan uçları bağlayacak olan bir hikayesi olduğunun altını çizdi. 

Leonardo DiCaprio’nun Leonardo Da Vinci’ye Hayat Vereceği Senarist Belli Oldu !

  • 5.2.2018 10:22:08
  • 0 Yorum
  • 294

Leonardo DiCaprio’nun ünlü ressam ve bilim insanı Leonardo Da Vinci’ye hayat vereceği filmin senaryosu Skyfall, The Aviator ve Gladiator gibi filmlerle tanınan John Logan’a emanet edildi.

Son olarak ilk Oscar heykelciğine ulaştığı 2015 yapımı The Revenant ile karşımıza çıkan Leonardo Dicaprioyu‘yu o zamandan bu zamana kadar beyazperdede izleme imkanı henüz bulamadık.

Ancak DiCaprio, bu durumdan sıkılmış olacak ki özellikle son dönemde oyuncuyla birlikte birçok projenin ismi geçiyor. Oyuncunun Quentin Tarantino’nun yeni filminde yer alacağı kesinleşirken Martin Scorsese’nin yönetmeyi planladığı Moon ve Roosevelt filmleri için de adı geçiyor. 

Leonardo DiCaprio’nun Leonardo Da Vinci’ye Hayat Vereceği Filmin Senaryosunu ”John Logan“ Yazacak.

Deadline’ın haberine göre Walter Isaacson‘un Leonardo Da Vinci isimli kitabından beyazperdeye uyarlanacak filmin senaryosunu John Logan yazacak. Daha önce 2004 yapımı The Aviator filminde Leonardo DiCaprio’yla çalışan Logan’ın Gladiator, The Aviator ve Hugo filmleriyle olmak üzere toplamda üç kez Oscar adaylığı elde ettiğini belirtelim. Daha önce Martin Scorsese, Ridley Scott, Tim Burton ve Sam Mendes gibi oldukça önemli isimlerle çalışan Logan, ilk bakışta proje için doğru isimmiş gibi görünüyor.

Leonardo DiCaprio’nun yapımcılığını Jennifer Davisson ile birlikte üstleneceği filmin başrolünde oynaması bekleniyor.

 

 

 

Star Wars The Last Jedi Uzay İstasyonu'nda İzlendi

  • 25.12.2017 14:51:20
  • 0 Yorum
  • 292

Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki astronotlar, dün ( Cumartesi) günü Dünya'dan 386 kilometre yükseklikte Star Wars serisinin son filmi The Last Jedi'ı izlediler.

Bilinen evren içerisinde, bilinen tek akıllı canlı formu olarak insanlığın en büyük eğlencelerinden birisi de geçtiğimiz yüz yıl boyunca, sinema oldu. Öyle ki, sinema, bir propaganda aracı olarak kullanılması sebebiyle savaşların çıkmasına sebep olan nedenlerden biri haline gelmesine rağmen insanlığın beyaz perdeye olan tutkusunu sona erdiremedi. (İyi ki de erdiremedi) Özellikle Sovyetler Birliği döneminde sanatsal anlamda büyük kazanımlar elde eden sinema tarihinde Bilim Kurgu alanında da çok nitelikli örnekler sunuldu. Bunlardan en önemlisi de hiç şüphesiz Star Wars serisi oldu. Yıllardır birçok hayran biriktiren Star Wars'ın son filmi The Last Jedi Dünya'dan çok uzaklarda dahi kendisine izleyici buldu.

NASA astronotu Maritime T. Vande Hei tarafından Twitter aracılığıyla paylaşılan bir fotoğraf, Uluslararası Uzay İstasyonu'ndaki 5 astronotun Star Wars evreninin son filmini izlediğini gösterdi. Vande Hei hangi film olduğunu belirtmese de ekrandaki The Last Jedi sahnesi gözlerden kaçmadı. 2015'te ISS'de bir yılını geçiren Astronot Scott Kelly, yörüngede uzun süreli kalış süresince sıfır yer çekimi ortamında film gecesinin neye benzediğini gösteren bir görüntüyü bizlerle paylaşmıştı.

NASA, daha önce Uzay İstasyonu ekibinin yeni filmi bir dizüstü bilgisayar veya bir projektör kullanarak halihazırda gemiye alabileceğini belirtmişti. Mürettebatın filmleri genellikle dijital olarak yanlarına aldığı kaydedildi. Bununla birlikte Uluslararası Uzay İstasyonu'nda film izlemek oradaki yaşamın bir parçası haline gelmiş durumda. Öte yandan Uzay İstasyonu, Alien ve Gravity gibi bilim-kurgu filmlerine dayanan bir kütüphaneye de sahip. 

Kaynak : http://mashable.com/2017/12/24/space-station-screening-star-wars-last-jedi/#EEanjPv9qPq8

Netflix, Bright'ı Film Serisi Yapmaya Hazırlanıyor

  • 21.12.2017 17:16:57
  • 0 Yorum
  • 288

22 Aralık'ta Netflix'e özel olarak yayınlanacak olan ve büyük bir merakla beklenen Bright, Netflix'in elinde uzun soluklu bir markaya dönüşmeye hazırlanıyor.

Netflix'in platforma özgü dizilerinin başarısı malumunuz... Stranger Things, House of Cards ve Narcos gibi bir çok başarılı dizinin altında imzası bulunan Netflix, tam 90 Milyon Dolarlık inanılmaz bir bütçe ile çekilen Bright'ın 22 Aralık'taki gösterimine hazırlanıyor. Filmin şu ana kadar yarattığı beklentiden memnun olan Netflix, başarısından da emin olsa gerek ki devam filmleri için şimdiden düğmeye basmış.

Açıkçası bu Netflix için yepyeni bir alan. Daha önceden de Netflix'e özel filmler görmüştük ama bunlar çoğunlukla 'indie' mantığına uygun, düşük bütçeli filmlerdi. Sinema perdesine yansıdığında insanları çok daha içine çekebilecek, Hollywood vari yapımlara bütçe ayırmayan Netflix, Bright ile bambaşka bir sektöre adım atıyor diyebiliriz. Özellikle Marvel'in 2019 yılında, Netflix benzeri bir yayıncılık sistemine geçeceği düşünülürse, Netflix'in de Bright ile bir marka yaratarak sektördeki yerini sağlamlaştırmayı düşündüğü gayet açık.

Training Day'in yazarı tarafından yönetilen Bright, 22 Aralık'ta izleyici ile buluştuğunda, devam filmleri planlanılan bir marka için sağlam bir temel atmış mı hep beraber göreceğiz. Eğer halen izlememiş olanınız varsa, sizleri filmin fragmanıyla baş başa bırakıyoruz:

Kaynak : https://techcrunch.com/2017/12/20/netflix-is-turning-will-smith-streaming-original-bright-into-a-film-franchise/?ncid=rss

Bir Dönemin Efsane Dizisi “The IT Crowd” Geri Dönüyor

  • 15.12.2017 16:21:55
  • 0 Yorum
  • 300

Yayınlandığı dönemde, bilgisayar tutkunları tarafından büyük bir ilgiyle takip edilen komedi dizisi The IT Crowd, bu sefer Amerika’ya özel olarak uyarlanıyor.

Birazcık bilgisayar sektörünün içerisindeyseniz ve yabancı dizileri seviyorsanız, The IT Crowd dizisi sizin hayatınızda da özel bir yer edinmiştir. Bugün bu diziyi sevenler için çok güzel bir haber veriyoruz. Orijinal serinin yaratıcısı Graham Linehan, BT departmanında yaşanan olayların işleneceği dizinin yeniden tasarlanıp yayınlanacağını duyurdu. Universal Television tarafından yapılacak yeni dizinin Patrick Daly ve Jon Rolph tarafından hazırlanması bekleniyor.

Orijinal seride Chris O’Dowd, Richard Ayoade, Katherine Parkinson ve Matt Berry gibi oyuncular rol alıyordu. Bir İngiliz komedisi olan The IT Crowd, eskiden Channel 4 isimli kanalda yayınlanıyordu. Dizinin yeni versiyonu ise Amerikan kanalı NBC üzerinde olacak.

Orijinal diziyi izlemeyen dostlarımın kesinlikle izlemesini öneriyorum. Zaten sitcom tarzında ilerleyen dizi, IT, yani bir nevi bilgisayar teknik servis elemanlarının başından geçen olayları anlatıyor. Diziden edinebileceğiniz en büyük yetenek, bilgisayarınız bozulduğunda kapatıp açmayı denemeniz olabilir.

Yeniden uyarlanan The IT Crowd’un nasıl ve ne zaman karşımıza çıkacağını ilerleyen günlerde öğreneceğiz. Peki, siz bu habere sevindiniz mi? Eğer daha önce The IT Crowd’u izlediyseniz, diziyi nasıl hatırlıyorsunuz? Yorumlarınızı bekliyorum.

Kaynak : http://variety.com/2017/tv/news/it-crowd-remake-nbc-graham-linehan-1202641831/

She-Ra, Netflix-Dreamworks Ortaklığı ile Ekranlara Dönüyor!

  • 13.12.2017 17:34:18
  • 0 Yorum
  • 297

Kadınların gücünün ve kardeşliğinin temsilcisi olan She-Ra, Dreamworks'un günümüze uyarlaması ile Netflix'te yeniden hayata dönüyor.

Efsanevi karakter He-Man’in kız kardeşi olan bir diğer efsanevi karakter She-Ra, Netflix ve Dreamworks Animation’ın ortak çalışması sonucunda önümüzdeki yıl animasyon dizisi olarak yeniden ekranlara dönüyor.

Daha önce Eisner ödüllü Lumberjanes’le ortak yapımcı olan Noelle Stevenson'un sesi ile She-Ra’ya hayat vereceği dizi, 1985 yılındaki klasik kardeşlik serisine bir geri dönüş niteliğinde olacak.

Netflix ve Dreamworks yaptıkları açıklamada,1985 yılında bir kadın süper kahraman isteğini karşılamak için ortaya çıkan She-Ra’nın, Stevenson’un sesi ile günümüze uyarlanarak kadınların dostluğunu ve güçlenişini gösteren bir hikaye ile yeniden ekranlara döneceğini açıkladı.

1985 ile 1987 yılları arasında iki sezon yayınlanan She-Ra: Princess of Power, toplamda 93 bölüm sürmüştü. Dizinin üzerinden 30 yıllık bir süre geçmesine rağmen He-Man de kız kardeşi She-Ra da hafızalardaki yerini korumayı başardı.

Siz eski efsanelerin günümüze uyarlanması hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizce ‘efsane’ olarak adlandırılan karakterler yeni projelerle yeniden hayata geçirilmeli mi?

Kaynak : https://io9.gizmodo.com/she-ra-princess-of-power-is-making-a-comeback-on-netfl-1821228990

Aylayı İzlemek İçin 6 Sebep

  • 7.11.2017 13:10:52
  • 0 Yorum
  • 366

Türkiye'nin Oscar adayı olarak adını duyuran ve yaşanmış bir hikayeden yola çıkan Ayla nihayet vizyonda. Biz de filmi izlemek için gerekli 6 nedeni sizler için listeledik.

Birkaç ay önce kimsenin izlemediği, hatta adını bile duymadığı bir film aniden gündeme geldi. Güçlü adaylar arasından sıyrılarak Türkiye’nin Oscar Adayı olarak beliren bu filmin adı Ayla idi. Ve o film, nihayet 27 Ekim itibariyle vizyondaki yerini aldı. Kore gazisi bir Türk Astsubayı Süleyman Dilbirliği‘nin gerçek hayat öyküsünden esinlenilerek sinemaya uyarlanan film, savaşın ortasında bir başına kalmış ay yüzlü bir kız çocuğu ile ay yıldızlı bir askerin hikayesini anlatma gailesi ile yola çıkmış durumda.

Yüksek bütçesi ve kalbur üstü sponsorlarıyla sıkı bir prodüksiyon olduğunun sinyallerini veren Ayla, hikayesini üst düzey anlatısıyla süsleyen bir yapım olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’nin tanınmış oyuncularının başrollerinde yer aldığı dokunaklı anlatı için son dönem Türk sinemasında karşımıza çıkan en özel işlerden biri diyebiliriz. Hal böyle olunca, Ayla’yı neden izlemeyiz sorusundan yola çıktık ve filmin pozitif yönlerini sizler için listeledik.

1 Yaşanmış Bir Olaydan Yola Çıkması

En başta belirtmek gerekir. Ayla, Kore Savaşı’nı merkezine alan ve Türkiye’nin de bu savaşa asker göndermesine parantez açan bir film. Evet, yıllar yılı tartışılır durur. Bizim orada ne işimiz vardı? Türkiye Kore’ye neden asker gönderdi? Belki film bu soruların cevabını vermiyor ancak, Türkiye’nin Kore’de yer aldığını ve kahramanca dövüştüğünü hatırlatarak, yalnızca ülkemizin hafızasını diriltmekle yetinmiyor, aynı zamanda dünyaya da tarihi bir gerçekliği yeniden hatırlatıyor.

Tabii ki tarihi bir olaydan yola çıkması yalnızca Kore Savaşı’ndan ibaret değil. Ayla, savaşın ortasında bir başına kalan Koreli bir kızı, Türk Astsubay Süleyman’ın sahiplenmesini ve ona 15 ay boyunca bakmasını konu alıyor. Bununla da yetinmiyor ve birbirlerine yoldaş olmuş hatta baba-kız olabilmiş bu iki ismin, 60 sene sonra buluşmasına da değinerek dramatik yapısını doruk noktasına çıkarmayı başarıyor.
Gerçek Hayattan Uyarlanan En İyi 50 Biyografi Filmi

Evet, Ayla sinemamızda pek de görmeye alışık olmadığımız biyografi türünün dokunaklı bir örneği. Yaşanmış bir olayı, tarihi gerçekliklerden pek fazla sapmadan olduğunca anlatmaya çalışan film, tarihten aldığı gücü fazlasıyla vurucu bir şekilde resmetmeyi başarıyor. Her daim görmezden gelinen yahut sinemaya ne hikmetse aktarılamayan Kore Savaşı’nın Türkiye ayağını odağına alan ve bununla da yetinmeyerek o dönem yaşanan en naif hikayelerden birini beyazperdeye taşıyan Ayla, yalnızca Süleyman Astsubay’ın Kore’de yaşadıkları ve “Ay yüzlü kızım” olarak betimlediği Ayla’sı için bile izlenmeyi hak ediyor.

2 Dramatik Yapısı

Eğri oturalım, doğru konuşalım. Biz Türk izleyicisi, sinema salonuna gülmek ya da ciğerimiz sökülene kadar ağlamak için gidiyoruz. Ayla’nın özeline değindiğimizde ise ajite etmeyen ama fazlasıyla ağlatan bir yapıyla karşılaşmanın mümkün olduğunu söyleyebiliriz.

Sinemaseverlerin yakından hatırlayacağı üzere, 2000’lerin ortasında vizyona giren Babam ve Oğlum, birçoklarını sinema salonlarına götürmüş ve sınıf ayırt etmeksizin herkese gözyaşı vaat etmiştir. Nitekim karşımızdaki film de en az Babam ve Oğlum etkisi yaratma potansiyeli taşıyan bir yapıyla huzurlarımızda. En başta dile getirdiğimiz gibi Ayla, savaşın ortasında birbirine sıkı sıkıya tutunan iki farklı insanın öyküsünü anlatıyor.

Çekim tekniklerini, dönemin yapısını, yahut her şeyi bir kenara bırakalım. En başta vadedilen hikâye fazlasıyla çekici ve duygusal. Savaşta ailesini yitirmiş bir kız çocuğunun, kendisini sahiplenen bir askere hatta iyi kalpli bir insana sıkı sıkıya sarılma çabası, dünyanın neresinde olursa olsun gözyaşını da beraberinde getirir. Hele hele bu iki insanın aradan geçen uzun yıllar boyunca her daim birbirlerini düşünmesi ve nihayetinde de buluşacak olmaları, Ayla’nın duygusal yapısını daha da yükselten ve mendil paketinin dibini görmeyi vadeden en önemli detay olarak belirmektedir. Şimdi, böylesine nitelikli bir drama vadeden filmi izlemeyelim de taş mı olalım?

3 Saf Sevgiyi İşlemesi

Malumunuz, günümüz dünyasında çıkar gözetmeyen ilişkilere rastlamak pek de mümkün değil. Mevzu bahis aile dahi olsa, insanların karşısındakine bir beklentiyle yaklaşması en yazık ki modern çağın en büyük kara deliklerinden bir tanesi. Hal böyle olunca, saf sevgiyi anlatan ve çıkar ilişkisini kapı dışarı eden hikayelere her daim daha bir sevecenlikle yaklaşmak mümkün hale geliyor. Aynı Ayla’da olduğu gibi…

Ailesin yitirmiş, geriye hiç kimsesi kalmamış, hatta yaşadığı şoktan ötürü konuşmayı dahi unutmuş masum bir kız çocuğu, Türkiye’nin dünyanın bir ucu sayılabilecek Kore’ye asker göndermesi neticesinde hayatına giren Süleyman Astsubay ile yaşadığı baba-kız ilişkisi hakikaten gönüllere temas etmeyi başarıyor. Birbirlerinden hiçbir beklentisi olmayan, aralarında yalnızca sevgiden bir bağ oluşan Ayla ve Süleyman’ın tüm dünyevi duyguların üzerinde seyreden bağlılıkları, izleyen herkese bambaşka duygular tattıracaktır.

Nitekim karşımızda birbirlerinin dilini dahi bilmeyen, farklı kültürlerde yetişmiş, farklı yaş grubunda iki insanın, tüm baskılara göğüs gererek birbirlerinden kopmamak adına yaptıkları fedakarlıklara tanıklık ediyoruz. Sahi, böylesi iki tertemiz kalbin birbirine güttükleri saf sevgi, onların hikayesini izlemek için başlı başına bir neden değil mi?

4 Yer Yer Yüzlere Tebessüm Bırakan Anlatısı

Bir dramanın olmazsa olmaz özelliği anlatısını yer yer mizahi ögelerle süslemesi. Yoksa bahsettiğimiz anlatı, izleyeni ajite eden ve duygu sömürüsü yapan bir halet-i ruhiyeye bürünür ve bu da izleyeni zamanla hikayeden uzaklaştıran bir detay olarak belirir. Ancak Ayla, bir an olsun izleyenlerini bu tuzağa düşürmüyor ve ona en saf duyguyu armağan etmeyi başarıyor. Bunun arka planında seyreden ise, hayatın da tam merkezinde yer alan mizah ve neşenin ta kendisi.

Hikaye, bir yandan Kore Savaşı’nın yıkıcı atmosferini işlerken öbür yandan da Ayla’nın Süleyman ile git gide artan bağını işlemektedir. Ancak bu süre zarfı içerisinde gerek üçüncü kişilerin anlatıya etkisi gerekse yaratılan atmosferin buna fazlasıyla müsait olması, Ayla’nın tebessümü beraberinde getirmesinin de önünü açıyor. Bu da ağlatmaya fazlasıyla müsait olan bir hikayenin zaman zaman gülümsetmesine hatta kahkaha attırmasına da vesile oluyor.

Böylelikle Ayla, izleyenlerini duygu karmaşasına sürüklüyor ve bir yandan güldürürken, diğer yandan da ağlatmayı başarıyor. Bu da esasen filmin, duygu sömürüsü yapmak yerine izleyenlerine dört dörtlük bir samimiyet vaat etmesinin önünü açıyor. Eee, bir yandan gülerken bir yandan da bu içten anlatının büyüsüne kendinizi bırakıp, tebessüm etmek hatta çene kasınız ağrıyana kadar gülmek istemez misiniz?

5 Dönemin Ruhunu Birebir Yansıtması

Bilindiği üzere Türk sineması, büyük bütçeli film yapmaktan oldum olası kaçınmış, yapsa dahi bunu eline yüzüne bulaştırmıştır. Hele hele mevzu bahis bir savaş filmi oldu mu, sinema bileti alacak izleyici iki kez düşünmek zorunda kalmıştır. Ancak bu sefer herkese gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz; hiç düşünmeden biletinizi alıp Ayla’ya gidebilirsiniz. Çünkü karşınızdaki film, elindeki imkanları sonuna kadar kullanan ve bunu başarıyla yansıtan bir yapıyla huzurlarımıza geliyor.

Dönem filmlerinin en büyük noksanlarından biri de, çekildiği yılların ruhunu olduğu gibi yansıtamamasıdır. Ancak Ayla, gerek kalburüstü sponsorlarının etkisi gerekse yönetmen Can Ulkay’ın vizyonu ile bunu olabildiğince realist bir şekilde yansıtıyor. Ayla’yı izlerken, bir anda kendinizi Kore Savaşı’nın ortasındaymış gibi hissedebilir; hatta ve hatta Ayla’ya sıkı sıkıya sarılmak dahi isteyebilirsiniz. Bu noktada hem sanat yönetimine hem de elindeki imkanı özenle kullanan yönetmene de ayrı bir teşekkür etmeliyiz.

Çünkü Türk sineması içerisinden uzun süredir rastlamadığımız ciddiyetle karşımıza çıkan film, bu yönüyle de Hollywood projelerine selam çakmıyor değil. Evet, Ayla filmi dönemin ruhunu birebir yansıtan, izleyicisini günümüzden alıp 1950’lerin savaş yıllarına götüren ve bir Türk Astsubay ile Koreli bir kızın dillere destan sevgisini dokunaklı bir şekilde anlatan yapıya sahip. Bunun en büyük sebeplerinden biri de, olayların cereyan ettiği atmosferi kanlı canlı bir şekilde karşımıza getirmesi. Sahi, böylesine usta işi tasarlanmış bir dünyayı izlemeyi ve beyazperdenin büyüsüne eşlik etmeyi istemez misiniz?

6 Oyuncu Kadrosu

Bir insanı sinema salonuna çeken yegane hususlardan biri de, onları hikaye adapte eden oyunculardır. Keza başrolde yer alan isimler ne kadar popüler ya da başarılı isimler olursa, anlatının albenisi de o derecede yükselir. Ayla’nın özeline geldiğimizde ise, ülkemizin tanınmış ve geniş hayran kitlesine sahip birçok yıldızını görmek mümkün.

Oyuncu kadrosuyla epey etkileyici
Yaşlanmayı reddeden ve her daim o masumane oyunculuğunu bizlere armağan eden İsmail Hacıoğlu filmin başrolünde. Nitekim onun duygu yüklü performansı Ayla’nın en büyük artılarından biri. Süleyman Astsubay’ın savaş yıllarındaki en yakını olarak öne çıkan Ali’ye ise Ali Atay hayat veriyor. Leyla ile Mecnun dizisi ile gönülleri fetheden ve buradaki eğlenceli oyunculuğuna benzer bir performansla arz-ı endam Ali Atay, esasen Ayla’nın gülen ve güldüren yüzü. Nitekim onun göründüğü her bir sekansta tebessüm etmek de mümkün hale geliyor. Süleyman Astsubay’ın günümüzdeki haline hayat veren isim ise usta oyuncu Çetin Tekindor.
Sinemaseverlerin Filmekimi’nde Kaçırmaması Gereken 20 Güzel Film

Nitekim onun önceki projelerini de baz aldığımızda, kendisini gördüğümüz anda ağlamak da mümkün hale geliyor. Filmin diğer başrolleri de yabana atılacak cinsten değil. Son dönemin yükselen yıldızlarından Büşra Develi, Damla Sönmez, Duygu Yetiş, Sinem Öztürk ve Murat Yıldırım gibi isimler ilk anda göze çarpanlar. Tabii onları arka planda destekleyen tecrübeli oyuncular da yok değil. Meral Çetinkaya, Taner Birsel, Caner Kurtaran, Altan Erkekli, Erkan Petekkaya ve Mehmet Esen, Ayla’nın öne çıkan diğer oyuncuları. Sahi, böylesine yıldızlarla dolu bir oyuncu kadrosu sinema salonuna koşa koşa gitmek için yeterli bir sebep değil mi?

Thor: Ragnarok Gösterime Girdi!

  • 31.10.2017 10:07:35
  • 0 Yorum
  • 295

İlk halkası 2011 yılında çıkan Thor, en iyi fantastik filmler denildiğinde aklımıza ilk gelenlerden! Chris Hemsworth, Natalie Portman, Tom Hiddleston, Anthony Hopkins, Stellan Skarsgard ve Idris Elba gibi oyuncularıyla epey beğeni kazanan yapım, Marvel’ın en sevilen serilerinden biri olmuştur.

2013 yılında ikinci halkasıyla yeniden seyirci karşısına çıkan filmde ise süper kahraman, Dark Elves güçleriyle mücadele etmiş, dünyayı karanlık güçlerden kurtarabilmek için mücadele vermiştir. Yeni vizyona giren Thor: Ragnarok’da da kahramanımız, Asgard’ı kurtarabilmek ama önce özgürlüğüne kavuşmak için uğraşacaktır.
2017 yılına damga vurması beklenen en iyi devam filmleri arasındaki Thor: Ragnarok bizleri yeniden Asgard’ın büyülü dünyasıyla buluşturacak.

Thor: Ragnarok bizleri yeniden Asgard’ın büyülü dünyasıyla buluşturacak.
Ve bu halkada film, yeni yüzlerle karşımıza çıkacak. Westworld dizisi ile hafızalara kazınan Tessa Thompson ve kötülüğün inanılmaz derecede yakıştığı Cate Blanchett’ın yanı sıra kadroda Idris Alba, Tom Hiddleston, Anthony Hopkins, Mark Ruffalo, Benedict Cumberbatch gibi güçlü isimler var.
Thor: Ragnarok’un yönetmen koltuğunda ise unutulmaz vampir filmleri arasındaki What We Do in the Shadows’a imzasını atmış Taika Waititi oturuyor.

https://youtu.be/ue80QwXMRHg

Yukarıdaki fragmanda da gördüğünüz gibi Thor önce hapsedildiği yerden çıkmak için bir yol arayacak. Bunun için de sevilen Marvel kahramanı Hulk’la karşı karşıya gelecek.

Sonrasında da Asgard’ı Hela’nın yıkımından kurtarmaya çalışacağı kıyasıya bir savaşa girecek. Ve söylenen o ki Thor: Ragnarok Marvel’ın en başarılı filmlerinden biri olacak.